Gürültülü Sessizlik Bursaspor’un bize yaşattığı ender heyecanlardan biriydi, nefesler tutulmuş tüm kentte hayat durma noktasına gelmişti. Okul üniformama bulaşmış toz ve tebeşir kokusu ile o güneşli bahar gününün kokusu birbirlerine üstün gelmeye çalışıyorlardı. Bizim de arkadaşım Erhan’la tek derdimiz o gün okuldan nasıl kaçaçağımızdı. Öyle ya tüm şehir buram buram Bursaspor heyecanı ile çalkalanıyordu. Elimizden gelen herşeyi yapmamıza rağmen okulu kırma ve o zaman gözümüzde Ulu dağlar gibi büyüyen okul duvarlarını aşamayınca o unutulmaz maç heyecanını Altıparmak’ta ki evimizin balkonuyla televizyon ekranı arasında yaşamaya mecbur kalmıştık. Evimizin balkonu diye vurguluyorum çünkü stadyuma yakınlığı dolayısıyla Bursa’nın emektar futbol mabedinin uğultusunu bire bir orada yaşayabiliyorduk. Atılan goller, yaşanan sevinç, sokaklara dökülen insanlar...yeşil beyaz yine yeşil yine beyaz. Bursaspor’un Altay’ı 2-0 yenerek Federasyon Kupasını kazandığı o gün beyaz yeşile, gündüz geceye karıştı, mutluluğumuz Uludağ’ın doruklarına ulaştı. Aynı sokakta oturduğumuz arkadaşımla evlerimiz birbirine uzak ve çapraz konumda olmasına rağmen astığımız yeşil beyaz bayraklar hala gözümün önünde...
Yine bir bahar gününde Altay konuğumuz oldu. Bitime sayılı hafta kalmış Bursaspor birinci Altay ikinci sırada. Ustelik bundan 2 sene önce Altay 2.lige düştüğünde Bursaspor İstanbulspor maçında aldığı galibiyetle ligte kaldığında ortalık karışmış Bursaspor şanına yakışmayan suçlamalar altında kalmıştı. Tarih tekerrür eder mi diye kendi kendime sorarken Lig A’ dan bir an önce sıyrılıp gerçek yeri olan 1.Lige dönmek arzusunda olan Bursaspor’un haftalar öncesinden ligin şampiyonu olarak görülmeye ve gösterilmeye başlanması durumu kafamı kurcaladı. Düşündürdü beni. Son haftalarda yaşanan stres ve olumsuz sonuçlara rağmen Altay maçı tam anlamıyla bir final havasına sokulmuş, adeta şampiyonluk turunun atılacağı maç olarak ilan edilmişti.
Tribünler Bursaspor başarısı yaşamaya hasret insanlarla dolu, yönetimin dağıttığı görselliği arttırmaya yönelik karton & balon vs ise kayıp. Derken umulmadık bir gol, penaltı golüyle yakalanan eşitlik ve devre arası. İkinci yarı başlama düdüğü ile anlaşılmaz bir sessizlik, afyon yutmuş gibi sahada dolaşan Bursaspor, ve Altay’ın ikinci golü.
Lig A ‘nın lideri Bursaspor böyle önemli bir maçta, böyle mi oynamalı? Saha içi ve tribün atmosferi bu mu olmalı? Futbolcular uyudu, ikinci yarının başlaması ile birlikte seyircileri de etkilediler ve herkes uyuyunca, Altay 3 puanı elini kolunu sallayarak aldı ve gitti.
Gerçekten inanılmaz birşey, açıklamasını yapmak çok zor. Bursa’nın havasından mıdır suyundan mı bilinmez, şu çıtayı yükseltmeyi bir türlü beceremiyoruz.
Ligde bu konumda olan bir takımın böylesine önemli bir maçta aldığı yenilginin sebepleri neler olabilir sizce? Başkan Levent Kızıl'ın takımı şampiyonluk turu atacağız havasına sokması mı? Taraftarlara nedense İstanbul’a 15 bin kişi ile gitmeliyiz demesi mi? Raşit Hocanın Bursa şehrinin havasına uymuş olması mı? Futbolcuların etraflarında dönen tüm bu gelişmeler ve beklentilerden dolayı aşırı stresten gerilmesi mi? Yoksa başkası mı? Bakıyorum, siz bu satırları okuyanlar da hemen birşeyler ilave ettiniz...
İnanamıyorum ve gerçekten plağın aynı yüzünü dinlemekten yoruldum. Tribünleri dolduran binlerce insana yine yazık oldu. Onlar maç sonrası sevinmeyi , caddelere taşarak Bursaspor’un Lig A şampiyonluğu kutlamalarının startını vermeyi hedefliyorlardı. Umutla girdikleri stadyum kapsından yine gergin çıktılar ve işin kötüsü kalan son 5 maç, Bursaspor seyircisini geçmiş senelerde olduğu gibi yine hasta edecek gibi görünüyor.
Maç sonrası mikrofon uzatılan Altay kalecisi Cenk, maçla ilgili yaptığı kısa yorumun sonunda Bursaspor ‘un yerinin bu olmadığını süper ligte olması gerektiğini söylüyor ve ekliyor “Bursaspor’un süper lige nasıl çıkacağını tartışmıyoruz, Bursaspor’un nasıl küme düştüğünü tartışmak lazım” Nasıl bu günlere geldiğimizi, neler yaşadığımızı umarım unutmamışızdır. Zira herkes Süper Lige çıkmaya, Lig A şampiyonluğuna öylesine kilitlendi ki hemen yanıbaşımız da kayıp gitmekte olan Bursa Merinos’u bile görmüyor.
Herhangi bir maçtan sonra, özellikle Altay karşılaşmasında olduğu gibi kalabalık gürültülü bir maçtan sonra Atatürk stadyumuna girme, veya etrafında bulunma şansınız oldu mu bilmiyorum ama benim oldu. Dünkü maçtan sonra da oldu. O gürültünün, yoğun atmosferin ardından öylesine derin bir sessizlik vardı ki duyabilene çok şey anlatıyordu.
11.04.2006 00:00:40, Uğur Çelikkol
Bu yazı 3176
kez okunmuştur.
Sitedeki yazılardan yazarların kendisi sorumludur; site yönetimi
yazılardan sorumlu tutulamaz.
Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk
internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından
Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından
sağlanmaktadır.