Güzel Şeyler “Sağıma da soluma da bakarım aman / kabağı da boynuma asarım aman / Ayşe de Fatma dostum var / Çalkala paleçom çalkala!” şarkısıyla kukla İbiş hayal perdesinin önüne gelir, edalı ve çalımlı bir reveranstan sonra şapkası önüne düşer, kendisini seyre gelen afacanları selamlarken o küçük kukla, arkasından gürültülü bir tozlu pudra çıkarırdı. Çocuklar hayran, çığlık çığlığa el çırparak ve kaç kere tekrarlardık elleri arasında tahta maşa tutan İBİŞ’in sahne alışını. O kadar hayrandık ki O’na, el çırparak tekrarladığımız sahne alışındaki türküsü hala makamıyla dahi dudaklarımda. Boynundaki su kabağı sözüm ona, O’nun sazıydı.
“Oy dingala dingala / danayı da saldım çayıra” diye başlıyordu şarkısı ama, ben bu kadarını anımsıyorum ne yazık ki. Çocukluğumun 3 bin kişilik Tekirdağ/Şarköy ilçesinin çok uzaklarda kalmış anılarından söz ediyorum. Yani 1950/54 arası. 1954 yılında Bursa’ya yerleştik zaten.
1950 yılının hangi ayı, anımsamam olanaksız, ilk kez elektrik gelmişti ilçeye, saat 21/24 arası vardı elektrik. Gündüzleri bazen ilçeye gelen kukla/Karagöz göstericileri MAARİF’in bol ışık alan ufak ama adı salon olan mekânlarında Kaymakamlık izniyle ilçenin çocuklarına gösteride bulunurlardı; hayal perdeleri mumla aydınlanmış perdeleri biz çocuklar için kimsenin algılayamayacağı kadar aydınlıktı! Sonraları akşamları kahveden bozma, derme çatma bir sinema kondu ilçenin ortasına. İlk kez seyrettiğim filmi hiç unutmam. Rahmetli İsmail Dümbüllü’nün baş rolde oynadığı bir filmdi. O filmler, o küçücük mumla aydınlanmış çocukluğumuzun hayal perdelerini ellerimizden alırken bizleri büyümeğe, büyük çocuklar olarak kalmamız için yeni, hayal ürünü olan derme çatma konulara taşıdılar. Vakta ki, fimlerin de bir aydınlanmayı anlatabileceği gerçeğine varana kadar. O aydınlanma, kendi kültürüne sahip çıkma gerçeği, israrla, inatla maddi çıkar aramadan koşan bir avuç hayalperestin çabalarında “hayal perdesi” olarak geri geldi.
Şimdi çocukluğumun aynı aydınlığını sevgili dostum Şinasi Çelikkol’un, daha yeni sona eren “Karagöz Fesitivali” nedeniyle gösterdiği titizlik, heyecan ve çalışkanlıkta gördüm. Böyle bir insanın dostum olmasından kıvandım. Festivali ile beni günümüz çirkinliklerinden, sadece beni mi bir çok insanı ve hatta İtalya Frenze aydınlığını-İranın’ın karanlığından kaçışını- Başkırtları yeni boyutlarla tanışmalarıra, sanatın evrensel değerlerinin ortaya çıktığı zaman “gölgenin güneşte eridiği” gerçeğine taşıdı.
Davet edildiğim Festival gala yemeğinde bu gerçeği daha çok yakaladım. Başkırtlı o güzel kızların büyük bir maharetle oynattıkları kuklalar elbette beni anılarımın o doyumsuz İBİŞİ’ne götürdü. Kuklanın biri akordeon çalıyor, diğeri geleneksel giysileri içinde dans ederken hınzırca kahkahalar atıyor, laflar sokuşturuyordu. İtalyanlar danslar ediyor, İranlı genç kızlar cömertçe saçlarının görünmesine! aldırmadan yöresel giysileriyle Kaçkar Türklerinin kırsal destansı şarkılarını def ve darbuka eşliğinde terennüm ediyorlardı.
Büyük Kent Belediye’nin kuruluşu olan Bursa Kültür ve Sanat Vakfı ortalıklarda yoktu. Onların yeryüzüne hayat veren güneşten anladıkları “haremlik ve selamlıktan” başka bir şey değildi herhalde. Güneşte erimek yerine gölgede kalmak onların kaderi olmalı! Neyse ki, Ahmet Erdönmez oradaydı ve bir Bursa gönüllüsü olarak durumu kurtardı.
Geçtiğimiz Cuma gecesi de Bursaspor’u kentlilik bilinciyle destekleyen ve 15 yıl önce bir araya gelmiş bir avuç gencin kendilerine “Grup Çeynç” adını vermelerinin yıldönüm kutlamaları vardı Kent otelde dostları ve Bursaspor yöneticileri ve Bursa Medyasının spor yazarları ve muhabirleri ile. Gazetenizde haberlerde ayrıntılarını okuyabilirsiniz. Beni de davet ettikleri zaman, Gala yemeğinde olduğu gibi, yemek ücretini ödeme koşulu ile kabul ettim. İyi de etmişim.
Çünkü orada yine Şinasi Çelikkol vardı hayal perdesi ile ve “Karagöz ile Hacivat’ı” Vakıfköy tesislerinde, bir Bursaspor taraftarı olarak o kadar güzel sahneledi ki; “iyi ki varsın Şinasi kardeşim” dedim ve iyi ki kentine ve o kentin sporuna gönül vermiş bir avuç genç vardı.
İşte buna “güzel şeyler” denir.
11.12.2005 00:00:40, Tankut Sözeri
Bu yazı 3538
kez okunmuştur.
Sitedeki yazılardan yazarların kendisi sorumludur; site yönetimi
yazılardan sorumlu tutulamaz.
Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk
internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından
Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından
sağlanmaktadır.