28 Mart 2009 tarihli yazımda Ertuğrul Sağlam ile Bursaspor’un yükselişe geçişinin nedenleri ile Bursaspor’un kurumlaşmasının önemine işaret etmiştim. Çokca ilgi gördü o yazım. Belli ki orada söylediklerimiz kısmen doğrulanmakta.
Gelelim günümüze. Önce Trabzon karşılaşmasına gelelim.
Trabzon şu anda, ligimizde en iyi top oynayan takımlardan biri. İlk yarı yüksek bir fizik mücadelesi vardı. Her iki takım da müthiş bir mücadele verdiler. İstatistiklere bakarsak eğer; Bursa 3 net gol pozisyonuna girmiş, Trabzon ise 8 gol fırsatı yakalayıp birini gole çevirebilmiş.
Maçın şu anlarında Bursa, şu anlarında Trabzon daha üstündü demenin bir anlamı yok. Ama eğer 72. Dakikada Trabzonlu Serkan’ın ortaladığı topa Engin’in o müthiş volesini kaleci İvankov harika bir refleksle kurtarmasaydı Bursa’nın maçı kurtarması zora girerdi. Yani Bursa 66. Dakikada golü bulduktan sonra geri yaslanmasının bedelini ağır ödeyebilirdi. Çünkü Trabzon bu geri yaslanmadan yararlanıp Bursa kalesini ablukaya almıştı.
Söylemek istediğim, Bursaspor’un liderliğe oynama konusunda deneyimi olmadığı gibi; ‘’Nasılsa başaramayız! Bizi Avrupa kupalarından birine götürecek sonuç alırsak, bize aferin! Derler.’’ Böyle düşünmek şampiyonluğu düşünmede, zihinsel bir çekingenlik getirir. Çünkü bir gol atıp üzerine yatma mantığı şampiyonluğa oynayan takımların futbol zihniyetine uymaz.
Ama şu gerçeğin de altını çizmek gerekir; Sağlam ve öğrencileri bize hiç değilse ‘’Liderliğe, şampiyonluğa oynayabiliriz!’’ düşüncesi için zihin jimnastiğini yaptırıyor ya, bu bile keyif. Çünkü her yeni lig başladığında kümede kalma, ortalarda dolaşma kalp sıkıntısından kurtulduk.
Bursaspor bumdan sonra ne yapara gelmeden önce Ertuğrul Hoca’ya ve Yönetim’e bir çift sözüm var.
HAKEMLER HAKKINDA KONUŞMAYIN ! Saha içindeki futbolcular da HAKEME İTİRAZ ETMEYİ BIRAKSIN. Çünkü gereksiz yere sarı kart görüyor ve Bursa’nın adını da ‘Hırçın’a çevirmenin yanında taraftarı da tahrik ediyor. Bu iş tabir caizse ‘’İmam yellenirse cemaat …!’’ meselesine dayanır. Üstelik sarı kartlar ‘cezalı’ kartların çoğalmasına neden oluyor ve takımın saha kurgulanmasına doğrudan etkide bulunuyor. Bu arada Ertuğrul Sağlam’ın Fener maçından hemen sora sıcağı sıcağına verdiği ‘Denizin elle oynamasına penaltımızı vermedi!’’ demeci haklı değildi. Çünkü Deniz’le beraber kafaya çıkan Bursalı oyuncunun kafasından sekerek gelen top Fenerli oyuncunun eline çarpmıştı. Bu konuda otoriteleri izledim. Ortak karar şuydu: Hakemlik seminerlerinde derslik olarak gösterilecek pozisyon: Neden penaltı verilmeyeceğine güzel bir örnek.
Aceleci ve tepkili beyanlar koçların işi değildir. Koçlar takımı çalıştırırlar. Bu işler yönetimlerin işidir. Yani halkla ilişkiler. Yönetim ne görev verirse onu yapmak gerekir. Çünkü taraftarın bir kısmı, taraflı bu tür demeçlerin doğruluğunu süzmek durumunda değildir. Aynen kabul eder ve olay çıkarır. Bu konuda, yani maraza çıkarmada, hem istekli hem de hazır taraftar ibadullah. Ondan sonra gelsin saha kapatmalar, gelsin para cezaları. Bazı taraftarlar zaten statları bir rehabilitasyon merkezi kabul etmişler! Halkla ilişkiler hassas iştir. Aman hoca, dikkat.
Gelelim bundan sonra Bursa ne yapar?
Önce geri kalan 13 haftanın bir haftası 33. Hafta, Ankaraspor maçı. Yani 3 puan çantada. Son maç Beşiktaş ile evimizde. Bunu biliyorsak geriye 12 maçımız var. Bunun 5’i dışarıda, 7 si içeride.
Dışarıda olan maçlar Fener (gelecek hafta) Diyarbakır, Gençler, İstanbul B.Belediye ve Galatasaray. Bana kalırsa hepsi de zorlu. Diyarbakır, Arap atı gibi, gittikçe açılıyor. Gençler durumunu zora sokmaya başladı. İstanbul belediye kimlere kök söktürmedi. Fenerle Galatasaray’ ı söylemeye gerek yok. Bütün bu maçlarda Bursaspor kendisiyle de mücadele edecek. Yani bu maçların temposunu ayarlayacak, fizik mücadelesini akılcı olarak sahaya yansıtıp oyunu denetimi altına almaktan söz ediyorum. 15 Puanlık mücadeleden 10 puan çıkarması halinde ve içerideki 3 ü düşme hattında diğer dördü Kayseri, Antep, Antalya, Beşiktaş gibi zorlu maçların üstesinden gelir de 21 puandan 18’ini kendi hanesine yazarsa 71 puana ulaşır, ilk üç içindeki yerini korur.
Çünkü Bursa’nın ligdeki yerini sadece kendi gücü değil, rakiplerinin maçları da belirleyecek. Başka şekilde söylemek gerekirse, lig sonunda 70 puan ve üzeri olanlar ilk üçün içinde yer alacaklar.
Yani şu anda ilk altıyı meydana getiren Galatasaray, Fener, Bursa, Kayseri, Beşiktaş, Trabzon lig bitiminde sıralar değişerek gene de ilk altıyı oluştururlar.
Kupadan elendik, bari ligi bulunduğumuz yerden daha aşağı olmamak üzere bitirelim. Çünkü Galatasaray ve Fener’in Avrupa kupalarında alacakları biraz iyi sonuçlar, ülke puanlamasında bizi bir üst sıraya yükseltebilir ve Avrupa Şampiyonlar ligine 3. kulüp olarak Bursa neden gitmesin?
17.02.2010 13:16:10, Tankut Sözeri
Bu yazı 3734
kez okunmuştur.
Sitedeki yazılardan yazarların kendisi sorumludur; site yönetimi
yazılardan sorumlu tutulamaz.
Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk
internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından
Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından
sağlanmaktadır.