Biz hâlâ film ile gerçeği ayırt etmeyi öğrenemedik. Muhteşem Yüzyıl dizisine gösterilen tepkiler, bazen sinema filmleri için de gösteriliyor ve bir film ya çok seviliyor ya da nefret ediliyor!
Kaybedenler Kulübü de vizyona girer girmez, sevişme sahnelerinden tutun da, Kent FM eski çalışanlarına kadar bir çok şikayet ve eleştiriler almaya başladı. Yönetmenin ne anlatmak istediği ile ilgilenen yok.
Yönetmen Tolga Örnek, daha önceki filmlerinde yapamadığını galiba bu kez başardı. Gelibolu ve Hititler gibi çok önemli belgesellere imza atıp Devrim Arabaları gibi muhteşem bir iş ortaya çıkarmasına rağmen, “Kaybedenler Kulübü” filmiyle kaybeden yönetmenler kategorisinden çıkmayı amaçlamış öncelikle.
Burada “kaybetmek” fiili kesinlikle parasal anlamda kullanılmıştır. Bursa’da yapılan özel galada ayak üstü konuştuğumuzda, Devrim Arabaları filminden uğradığı maddi zarar ve hayal kırıklığını söyleyecek kelime bulamamıştı.
Bu kez daha düşük bütçeli tamamen gişeye dönük bir senaryoyu filme çekmiş. Daha deneysel, daha farklı bir anlatım tekniği kullanmış Örnek. Filme iyi bir yönetmen eli değdiği her sahnede belli. Zaman zaman tempo düşse de, kendini izlettiriyor. Bildik “giriş, gelişme ve sonuç” farklı akıyor filmde. Giriş ve gelişmeden sonra sonuca ulaşmak zor oluyor. Elbette ki film bitiyor ama izleyiciye de istediğini vermiyor. Yaşanmış bazı olaylardan yola çakarak ortaya çıkan öykünün beyaz perdeye ne kadarı “gerçek” olarak yansıdı bilemiyoruz. Yalnız Tolga Örnek, filmde yer almayan yaklaşık 50 kusur dakikalık bir bölümün kesildiğini ve bunun da DVD versiyonunda yer alacağını açıklamış. Atılan onca süreye rağmen, filmin özelliğini kaybetmemesi bile ortaya çıkan işin başarısını kanıtlamaya yetiyor. Pazarlama ve tanıtım açısından da başarılı bir iş çıkmış, kitabı ve özgün müzikleri de raflardaki yerini almış durumda!
“Kaybedenler Kulübü” için oyuncuların performanslarını değerlendirmek çok da doğru olmaz, kansını taşıyanlardanım!
Zira kadro yerli yerinde. Her karakter için seçilen aktör ve aktrisler, filmdeki karakterlere hayat vermek için fazla çaba harcamak zorunda kalmamışlara, sanki.
Nejat İşler ve Yiğit Özşener öykünün tüm yükünü omuzluyorlar. Ahu Türkpençe yeterince güzel ve sevimli.
Ülkenin öyle bir noktasında varlar ki, tıpkı Çağan Irmak’ın Issız Adamı öyküsünün geçtiği boyut gibi. Dünya yansa ne gam. Yemek, içmek, sevişmek ve sevişmek… Başka kaygıları olmayan iki arkadaşın “Kaybedenler Kulübü” adlı radyo programıyla yaşadıkları özetleniyor. Ve anlıyoruz ki filmde kaybeden kimse de yok!
Hoş bir çalışma. Derinliği pek yok. Zaten derinlik arayan kim ki.
Kimin umurunda ki, hayat akıyor, anı yaşamak varken, kredi borcu, kira, elektrik, su, yarın kaygısı… Boş şevler. “Hadi köfte yemeye gidelim, sonra da içmeye ve sabaha kadar pompa!”
Tolga Örnek’in önceki filmlerini sevdiyseniz, bunu da ilgiyle izleyeceksiniz…
Son yıllarda türünün yapılmış en iyi örneği. Köpüğü sönmeden, sinemada izlenebilecek ve kaçırılmamsı gereken, hoş bir çalışma. Özellikle de sinemayı sadece eğlence, boş zaman geçirmek ve kafa dağıtmak için görenler asla kaçırmamalı!
--
Suat Oktay Şenocak
"İnSanat Derneği"
28.03.2011 13:38:46, Suat Oktay Şenocak
Bu yazı 2999
kez okunmuştur.
Sitedeki yazılardan yazarların kendisi sorumludur; site yönetimi
yazılardan sorumlu tutulamaz.
Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk
internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından
Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından
sağlanmaktadır.