2011 yazı Türk futbolunda şikenin konuşulduğu bir mevsim oldu. "Sanki daha önce şike yoktu ve konuşulmuyordu!" der gibisiniz, haklısınız. Olmaz mı? Ben şike yapmadım veya ben teşvik primi almadım diyen takım var mı? Varsa çıksın ortaya..
Ben soruyorum; Yıllardır futbolda şike olduğunu görüyoruz ve yaşıyoruz, siyasetin futbolun en ücra köşesine kadar girdiği de malumumuzken bu yaşananlar nedir?" diye.
Sizde sorun? Haberlerin arka planlarını görmeye çalışın.
Federasyon Başkanının seçilmesinden hakem seçimlerine futbol takımlarının yöneticilerinden, takımlarda oynayan futbolcularına ve medyaya kadar herkes az veya çok bu işlerin ucundan kenarından geçmiş ve nasibini almıştır. Gelinen nokta belki de yıllardır belli bir düzeyde yapılanların dozajının aşırı artmasıyla ortaya çıkması, görmemezlikten gelinememesidir, kimbilir?
Televizyonda haberleri seyreden vatandaş "Ohh iyi oldu Fenerbahçe'ye , ohh iyi olmuş Beşiktaşa vs." yaklaşımının biraz ötesine geçmeli artık. Evet şike yapılmışsa, haksızlık hukuksuzluk yaşanmışsa elbette bunu yapanlar cezasını çekmeliler ama neden özellikle bu sene? Ve neden halen daha Federasyon şike soruşturması ile ilgili açıklama yapamıyor? Söz konusu durumda Bursaspor olsaydı emin olun 3 gün içinde karar açıklanır ve Bursaspor belki de küme düşürülürdü… cevapsız sorular o kadar çok ki…
Bu yaşananlar siyasetin Türk futbolu üzerinde uyguladığı başka bir oyun mu? Yoksa bu süreç sadece yıllardır koltuğundan edilemeyen güçlü başkanları farklı yöntemlerle koltuğundan etme süreci mi? Yoksa gerçekten Türk futbolunda geçmişe sünger çekip temiz bir sayfa açma süreci mi? Yakın zaman içinde göreceğiz diyerek bekliyoruz.
Bursa şehri de bundan birkaç ay önce yılların kurt Başkanı İbrahim Yazıcı'nın ve bazı yöneticilerin adliyeye sevkedilmesi sürecini tedirginlikle seyretti. Bursa'da yaşananlar sanki üzerine kalın bir yorgan örtülmüşçesine unutulmaya, unutturulmaya çalışılıyor, hiç ses yok seda yok.
Bursa'da söz konusu olaylar yaşanırken Bursa halkı ve taraftarları olayları ve süreci sessizce köşelerinden seyrettiler. Fenerbahçe taraftarlarının büyük bir bölümü ise Başkanlarının tutuklanmasını protesto etti, halen daha ediyor. Fenerbahçe taraftarının başkanına sahip çıkması güzel, Bursaspor taraftarının sessizce köşede beklemesi notlarım arasında yer aldı.
Başkan Yıldırım bakın veda mektubunda ne demiş: Beni eğip bükemeyenler, beni kendilerine benzetemeyenler meyve veren ağacı taşlayanlar baktılar ki taşladıkça ağaç inadına daha da büyüyor yakmaya karar verdiler ağacı. Kurguladıkları bir senaryo ile bugün beni hayatımın en büyük sevdası Fenerbahçe'den kopardılar…Bu cümleler bana tanıdık geliyor.
Başkan Yazıcı ve Başkan Yıldırım, sanki kaderleri birbirlerine benziyor. Eleştirilecek yanları çok diyebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz. Hatta kötü sözler de sarfedebilirsiniz. İkisi de takımlarına çeşitli başarılar kazandırdılar, şampiyonluk yaşattılar. İkisini de yıllardır koltuğundan edemeyenler artık başka güçler yardımıyla onarı koltuğundan edecek gibi görünüyor.Boşalan koltuklara da hükümete yakın isimlerin getirileceği konuşuluyor.
Türkiye Futbol Federasyonu ve Türk futbolu büyük bir yol ayrımında…Acaba yeni Federasyon başkanının başa geçer geçmez önüne böyle bir senaryonun geleceğinden haberi var mıydı? Olsa başa geçer miydi Yoksa haberi olduğu halde birilerine güvenerek mi TFF başkanı oldu?
Şeytanın elçisi olsa ancak bu kadar yazardı demeyin. Bakarsınız ilerde bir gün 2011 yazında Türkiye'de yaşanan bu günler süper bir filme çevrilip gişe rekorları kırar. Savcının, Futbol Federasyonu'na verdiği dosyalarla Etik Kurulu günlerdir bir çalışma yapıyor. Sonunda bu Etik Kurulu, görüşlerini bir rapor halinde Futbol Federasyonu'na iletecek. Rapora göre kulüpler, futbolcular veya antrenörler bu işin içine girmişlerdir diyecekler, Yönetim kurulu da, bu görüşe paralel, bu kulüplere ve şahıslara ceza verecekler. Kimi kulübü küme düşürecekler, kimi yöneticinin, antrenörün ve futbolcuya ceza verecekler..iyi hoşta bu karara kulüpler, şahıslar itiraz edip iş Tahkim Kurulu'na giderse ve bir Türkiye klasiği olarak Tahkim 'den geri dönen bazı kararlar için beklemeye başlanılacak. İş zamana bırakılacak, sulanacak. Herkesin yaptığı yanına kar kalacak, Türk futbolseveri ve UEFA aptal yerine konacak. Avrupalılar da; "Türkler, zaten böyle. Bu işi de sonuçlandıramadılar." diyecekler. Derken birde bakmışız İbrahim Yazıcı ve Aziz Yıldırım'ın yerlerinde hükümete yakın yeni birer isim olacak. Ligler başlayacak ve futbolseverler yine tribünlerdeki yerlerini alıp sosyal hayata ve geçime dair tüm dertleri unutup neşe içinde bağırıp çağırıp tribün şarkılarıyla coşmaya devam edecekler.
09.08.2011 18:07:51, Uğur Çelikkol
Bu yazı 4333
kez okunmuştur.
Sitedeki yazılardan yazarların kendisi sorumludur; site yönetimi
yazılardan sorumlu tutulamaz.
Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk
internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından
Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından
sağlanmaktadır.