Mevsim kış, hatırı sayılır kar yağışları gün aşırı Bursa ve Uludağ'ı beyazlara bürüyor. Bursalılar bilir, şehre kar yağmasa bile dağa yağan karın soğuğu şehre vurur. Böyle soğuk günlerde insanlar kafasını kaldırıp Uludağ'ın eteklerine doğru bakar, Kadıyayla'dan teleferik hattına doğru kar inmişse soğuk ondandır. Uludağ'ın üst yamaçlarından eteklerine doğru yağan kar olgunlaşan bir adamın saçlarına düşen beyazlar, kırlaşan saçlar gibidir.
İşte böyle bir gün arkama yaslanmış televizyon haberlerini izlerken İstanbul'da vefat eden İstanbul'lu Rum Lefter Küçükandonyadis'in cenaze törenine takıldım. "Ver Lefter'e yazsın deftere" sloganıyla İstanbullu sporseverlerin ve Fenerbahçe'lilerin gönlünde taht kuran, güzel futbolunu Türk Milli takımına da taşımış Lefter'in cenaze törenini seyrederken Fenerbahçe camiasının böyle olaylarda Bursaspor camiasına göre daha iyi organize olduğunu gözlemledim.Binlerce insanın katıldığı, (şov yapmak isteyen birkaç siyasetçinin de) törende söz alan Lefter'in torunları konuşmalarının satır aralarında onun deftere yazdıklarının sadece futboldan ibaret olmadığını söylemeye çalıştılar ama vurgulayamadılar. Öyle ya İstanbul'da bir gayrimüslim olarak geçen koskoca bir ömürde sadece kaleye çekilen şutlar yoktu. Muhtemelen deftere not edilenler arasında İstanbul'da yaşanan 6-7 Eylül 1955 olayları, Kıbrıs olayları sırasında yaşanan huzursuzluklar ve buna benzer birçok sıkıntı vardı. 1925 yılında Büyükada'da doğan Lefter, yıllar önce Sabah Gazetesi'ne verdiği bir röportajda o sıkıntılı günlere ait Büyükada'da yaşadıklarını şöyle anlatmıştı: "15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. O gün ise kayalar ve boya tenekeleriyle karşılaştım. En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Evde ne pencere, ne kapı kalmıştı. Kızlarım küçüktü, onları öldürmeye kalktılar. İstanbul'dan Emniyet Müdürü evime geldi. Gece gördüğü manzara karşısında 'Aman Allah'ım' demişti. Çok sordular kim yaptı diye; ama o gün de söylemedim, bugün de söylemeyeceğim."
1954 yılında Bursa Atatürk stadında Fenerbahçe ile Acar İdman Yurdu arasında yapılan özel maçta Ordinaryüs Lefter'in penaltısını, Bursa'nın efsane kalecisi Gündüz Özcebe çelmiş ve Lefter'in penaltısını kurtaran adam olarak yıllarca hep anılmıştır.
Lefter, Futbolculuğu sırasında Tercüman Gazetesi'nin desteğiyle Anadolu turuna çıkarak, 126 il ve ilçeye uğramış, 31 kez özel maçlarda oynayarak Anadolu insanına futbolu sevdirmişti. Türkiye'nin kuzeyinden başladığı Anadolu turnesinde doğu, güney ve batı bölgelerini ziyaret ederek son olarak Balıkesir'e uğrayan Lefter için 4756 kilometre gidilmesi planlanmış ama 20 günde 7343 kilometre yol kat edilmişti. Yunanistan'ın milli takımlarında para karşılığı oynama teklifini geri çeviren Lefter, ay yıldızlı forma giydiği günlerde şeref madalyası alan ilk milli futbolcu oldu. O da ülkemizde doğmuş ve yaşamış bir çok gayrimüslim gibi "Anadolu" insanı olduğunu vurgulamıştı. Büyükada'ya gittiğim zamanlarda onu iskeleden yukarı doğru çıktığınızda karşınıza çıkan saat kulesinin çarprazında ahşap bir sandalye de otururken görür selam verirdim, aklımdan hep onunla bir söyleşi yapmak geçti ama beceremedim.
Camdan tekrar dışarı bakıyorum. Lapa lapa yağan kar hızını artırmış yere düşen iri parçalar birbiri üzerine tutunmaya çalışıyor. Fenerbahçe'nin Lefter'i ne ise Bursaspor'un da Biyediç'i o diyorum kendi kendime. Amacım Bursaspor'da oynamış, emek vermiş diğer yabancı futbolculara haksızlık etmek değil. Ama ne bileyim Nejat Biyediç'in yeri gerçekten bambaşka. Duran toplardan kaydettiği enfes goller, arkadaşlarına al da at dercesine verdiği adrese teslim paslar, ağırlığı ve mütevazi duruşu ile futbolcu ve teknik adam dan ziyade gönlümüzde taht kurmuş bir insan o. Sevincini dahi belirtmeyen ağırbaşlı imparatorun duygularına yenik düşerek sevinç gösterisi yaptığı tek maçın Bursa'da 5-0 yendiğimiz Galatasaray maçı olduğunu hatırlıyorum, o da 3.golden sonra.. Tribünlerde boğazımız patlayana kadar "İmparator Biyediç" diye bağırışımız halen daha kulaklarımda…1959 yılında Mostar'da doğan Biyediç için Bursa 'ya gelmek belki de hayatının en önemli dönüm noktalarından. Doğduğu yerden uzakta gurbet ellerde geçen bir hayat öyküsü onun ki ve onun gibilerin kisi .
Bursaspor camiasi tarafından hem efsane futbolcu hem de efsane teknik direktör olarak görülen Biyediç'in cenaze töreninin ülkesinde yapılması belki şanssızlık, diyeceksiniz ki bu ekonomik şartlarda oraya kim gidebilir? Gerçekten istense belki cenaze törenine en azından 30-40 kişilik bir grup taraftar ve yönetici gidebilirdi..Peki ya geçtiğimiz hafta onun anısına Velez Mostar'la yapılan maçtaki ilgisizliğe ne diyeceksiniz? Hava soğuktu yağmur yağıyordu mu? Ah Bursalılar ahh..Vefayı ne zaman öğreneceksiniz?
Bursaspor'da takım kaptanlığı yapan ilk yabancı oyuncu olan Biyediç, 1990-1991 sezonu başında 31 yaşında jübile yaparak futbolu bırakmış, daha sonra takımın kötü gidişi üzerine sezon içinde 7 maçta daha forma giymişti.
Yakalandığı amansız hastalıkla uzun süre mücadele ettikten sonra maalesef ülkesinde, doğduğu topraklarda hayata gözlerini yuman İmparator Biyediç için daha yazacak ve hatırlanacak çok anımız var, ve eminim ki onunda Bursa'ya dair deftere yazdığı çok şey vardı, Lefter gibi.
Zaman zaman sözde vefa gösterisi yapan Bursa'lılara arada bir geçmişi ve Bursa- Bursaspor uğruna tüketilen hayatları hatırlatmak gerekiyor, vefayı ve saygıyı da. Biz deftere hep vefasızlığı, kıskançlığı, çekememezliği yazmaktan utanıyoruz.
18.02.2012 20:17:07, Uğur Çelikkol
Bu yazı 5116
kez okunmuştur.
Sitedeki yazılardan yazarların kendisi sorumludur; site yönetimi
yazılardan sorumlu tutulamaz.
Bursaspor için internet üzerinde hazırlanmış ilk
internet sitesi "Bursaspor. net" Grup ÇEYNÇ Tarafından
Hazırlanmaktadır...
Sitenin alt yapısı ve yazılımı Profornet tarafından
sağlanmaktadır.